7 Şubat 2007 Çarşamba

Sağlıkçılardan acı reçete

Manisa'da sağlık sektöründe söz sahibi sivil toplum kuruluşları biraraya gelerek, TBMM'de görüşmeye açılan ve kabul edilmesi halinde yurt dışından doktor girişini serbest kılan, "Torba yasa" olarak da tanımlanan Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nda öngörülen değişiklikleri eleştirdi. Grup adına konuşan Tabip Odası Başkanı Dr. Devrim Akseki, "AB'ye uyum diyerek bankaları, tarlaları, toprakları, petrolleri sattık şimdi de sıra sağlığa geldi. Bu yasadan sonra yüzlerce sağlık çalışanının başına torba geçecek" dedi.
TBMM'de değişikliğine ilişkin görüşmeleri devam eden sağlık hizmetleri ve personeliyle ilgili kanun, sağlıkçılardan tepki topluyor. Kanunların içerdiği, "Yabancı hekimlerin Türkiye'de çalışabilmesi, hekimlere zorunlu mali sorumluluk sigortası, eğitim hastanelerindeki şef yardımcılığı kadrolarına sınavsız olarak atama yapılması, eğitici kadroların periyodik olarak değiştirilmesi, tıpta uzmanlık tüzüğü, radyoloji çalışanlarının çalışma sürelerinin uzatılması ve anestezi teknisyenlerine hasta uyutma yetkisinin verilmesi" konu başlıkları, tabipler ve sağlık çalışanlarının eleştirilerine hedef oldu.
'ÖNLEM ALINMAZ İSE KAOS ORTAMI OLUŞACAK'
Dün Tabipler Odası'nda biraraya gelen Manisa Tabip Odası Başkanı Dr. Devrim Akseki, Manisa Diş Hekimleri Odası Başkanı Zihni Hoşkar, Manisa Eczacılar Odası Başkanı Özgür Özel, SES Manisa Şubesi Birol Aşık ve Türk Sağlık Sen ve Manisa Şubesi Başkanı Mustafa Genç ortak açıklama yaparak görüşmelerde belirtilen tasarıların yasalaşması halinde, sağlıkta kaos ortamı oluşacağını öne sürdü.
"BAŞIMIZA TORBA GEÇİRİLMEK İSTENİYOR"
Grup adına açıklama yapan Manisa Tabip Odası Başkanı Dr. Devrim Akseki, mevcut hükümetin sağlık çalışanlarını hedef aldığını belirtti. Akseki, "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde görüşülmeye devam eden ve Torba Yasa olarak tanımlanan bu tasarı ile getirilmeye çalışılan değişiklikler kabul edilemez. Bu değişikliklerde, 1219 sayılı kanundaki Türkiye Cumhuriyeti'nde hekimlik yapmak ve ne biçimde olursa olsun hasta tedavi edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden diploma almak ve Türk bulunmak gereklidir ifadesindeki Türk bulunmak ibaresi, madde metninden çıkarılmak istenmektedir. Bu yasal düzenlemeyle uluslararası deneyim ve bilgiden faydalanma amacı değil, sadece eğitim ve çalışma imkanları bizden daha kötü olan çevre ülkelerden gelecek ve düşük ücretle çalışmaya razı hekimlerin istihdamı hedeflenmektedir. Türkiye Cumhuriyeti'nde sadece Türk Hekimleri'nin çalışabilmesi, Lozan Antlaşması'yla sağlanmıştır. Bu yasa tasarısı kabul edilirse Lozan delinmiş olacaktır.Bir diğer durumda, ister kamuda, ister özelde çalışsın, tüm hekimlere mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu getirilmektedir. Tasarının gerekçesinde, sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının elverişsizliğinden kaynaklı tıbbi hata yapma olasılığının yüksekliği nedeniyle bu düzenlemenin yapılmak istendiği açık olarak belirtilmektedir. Hükümetin sağlık ortamındaki yetersizlikleri gidermek yerine, bu yetersizlikler üzerinden sigorta kuruluşlarının fonlarına katkı sağlamayı düşünmesi ve hekimleri potansiyel suçlu olarak görmesi, akıl almaz bir çabadır. Bu tasarı yasalaştığı takdirde, Türkiye'de hekimlik yapmak fevkalâde zorlaşacak; büyük miktarlardaki tazminat davalarının baskısı altındaki hekimler, riskli hastalara gerekli tıbbi girişimlerde bulunmayacaktır. Ayrıca, yabancı sermayeli sigorta şirketlerine rant sağlanacaktır. Tasarı'yla, 2368 sayılı kanunun 2. maddesi değiştirilerek, radyoloji çalışanlarının günlük beş saat olan mesai sınırlan ortadan kaldırılmaktadır. Yapılan bir anket çalışmasına göre; röntgen cihazlarının yüzde 45 gibi büyük bir kısmı 20 yıllık ve daha eskidir. Her 100 cihazdan 6'sı 1956 model ve yüksek radyasyon yaydıklarından dolayı, sağlık personelinin hayatı için büyük risk oluşturuyorlar. Çalışma ortamlarının fiziki koşulları düzeltilmeden, radyoloji cihazlarının kontrolleri yeterli olarak yapılmadan, çalışanların düzenli sağlık kontrollerinden geçmeleri sağlanmadan, sadece işletmenin ihtiyaçlarına göre çalışma sürelerinin uzatılması, çalışanlara siz kanser olun ve ölün demektir. Son olarak kanun tasarısı ile, anestezi teknisyenlerinin anestezi uzmanı veya bunun bulunmadığı hallerde, ameliyatı yapan ilgili uzmanın gözetiminde ve direktiflerine uygun olarak, anestezi iş ve işlemlerini yapmaları öngörülmektedir. Oysa anestezi biliminin gelmiş olduğu düzey göz önünde bulundurulduğunda, cerrahın gözetiminde de olsa, anestezi uzmanının denetimi olmaksızın anestezi teknisyenlerine bu sorumluluğun verilmesinin ekip çalışmasını zedeleyeceği, ameliyatlarda hata yapma olasılığını yükselteceği bilinmektedir"dedi.
"SAĞLIK İÇİN DEĞİL TÜRK HALKININ PARASI İÇİN GELECEKLER"
Yasa tasarısının AB yasaları kapsamında çıkarılmak istenmesinin kabul edilemez olduğunu da söyleyen Devrim Akseki, ülke olarak bir çok konudan taviz verildiğini, sağlığın da bunlar arasına girdiğini ifade ederek, "Türk vatandaşının sağlığı, ne olduğu bilinmeyen insanların eline teslim edilemez. AB'ye uyum diyerek bankaları, tarlaları, toprakları, petrolleri sattık, şimdi de sıra sağlığa geldi. Buraya yurt dışından gelecek doktor sağlık için değil, halkın parası için gelecek. Başımıza çuval geçirilmesine alıştık. Bu yasadan sonra, yüzlerce sağlık çalışanını başına torba geçecek" diye konuştu.