Sağlıkçılardan acı reçete
Manisa'da sağlık sektöründe söz sahibi sivil toplum
kuruluşları biraraya gelerek, TBMM'de görüşmeye açılan
ve kabul edilmesi halinde yurt dışından doktor
girişini serbest kılan, "Torba yasa" olarak da
tanımlanan Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nda
öngörülen değişiklikleri eleştirdi. Grup adına konuşan
Tabip Odası Başkanı Dr. Devrim Akseki, "AB'ye uyum
diyerek bankaları, tarlaları, toprakları, petrolleri
sattık şimdi de sıra sağlığa geldi. Bu yasadan sonra
yüzlerce sağlık çalışanının başına torba geçecek"
dedi.
TBMM'de değişikliğine ilişkin görüşmeleri
devam eden sağlık hizmetleri ve personeliyle ilgili
kanun, sağlıkçılardan tepki topluyor. Kanunların
içerdiği, "Yabancı hekimlerin Türkiye'de
çalışabilmesi, hekimlere zorunlu mali sorumluluk
sigortası, eğitim hastanelerindeki şef yardımcılığı
kadrolarına sınavsız olarak atama yapılması, eğitici
kadroların periyodik olarak değiştirilmesi, tıpta
uzmanlık tüzüğü, radyoloji çalışanlarının çalışma
sürelerinin uzatılması ve anestezi teknisyenlerine
hasta uyutma yetkisinin verilmesi" konu başlıkları,
tabipler ve sağlık çalışanlarının eleştirilerine hedef
oldu.
'ÖNLEM ALINMAZ İSE KAOS ORTAMI OLUŞACAK'
Dün Tabipler Odası'nda biraraya gelen Manisa Tabip
Odası Başkanı Dr. Devrim Akseki, Manisa Diş Hekimleri
Odası Başkanı Zihni Hoşkar, Manisa Eczacılar Odası
Başkanı Özgür Özel, SES Manisa Şubesi Birol Aşık ve
Türk Sağlık Sen ve Manisa Şubesi Başkanı Mustafa Genç
ortak açıklama yaparak görüşmelerde belirtilen
tasarıların yasalaşması halinde, sağlıkta kaos ortamı
oluşacağını öne sürdü.
"BAŞIMIZA TORBA GEÇİRİLMEK İSTENİYOR"
Grup adına açıklama yapan Manisa Tabip Odası Başkanı
Dr. Devrim Akseki, mevcut hükümetin sağlık
çalışanlarını hedef aldığını belirtti. Akseki,
"Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde görüşülmeye devam
eden ve Torba Yasa olarak tanımlanan bu tasarı ile
getirilmeye çalışılan değişiklikler kabul edilemez. Bu
değişikliklerde, 1219 sayılı kanundaki Türkiye
Cumhuriyeti'nde hekimlik yapmak ve ne biçimde olursa
olsun hasta tedavi edebilmek için Türkiye Tıp
Fakültesinden diploma almak ve Türk bulunmak
gereklidir ifadesindeki Türk bulunmak ibaresi, madde
metninden çıkarılmak istenmektedir. Bu yasal
düzenlemeyle uluslararası deneyim ve bilgiden
faydalanma amacı değil, sadece eğitim ve çalışma
imkanları bizden daha kötü olan çevre ülkelerden
gelecek ve düşük ücretle çalışmaya razı hekimlerin
istihdamı hedeflenmektedir. Türkiye Cumhuriyeti'nde
sadece Türk Hekimleri'nin çalışabilmesi, Lozan
Antlaşması'yla sağlanmıştır. Bu yasa tasarısı kabul
edilirse Lozan delinmiş olacaktır.Bir diğer durumda,
ister kamuda, ister özelde çalışsın, tüm hekimlere
mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu
getirilmektedir. Tasarının gerekçesinde, sağlık
çalışanlarının çalışma koşullarının elverişsizliğinden
kaynaklı tıbbi hata yapma olasılığının yüksekliği
nedeniyle bu düzenlemenin yapılmak istendiği açık
olarak belirtilmektedir. Hükümetin sağlık ortamındaki
yetersizlikleri gidermek yerine, bu yetersizlikler
üzerinden sigorta kuruluşlarının fonlarına katkı
sağlamayı düşünmesi ve hekimleri potansiyel suçlu
olarak görmesi, akıl almaz bir çabadır. Bu tasarı
yasalaştığı takdirde, Türkiye'de hekimlik yapmak
fevkalâde zorlaşacak; büyük miktarlardaki tazminat
davalarının baskısı altındaki hekimler, riskli
hastalara gerekli tıbbi girişimlerde bulunmayacaktır.
Ayrıca, yabancı sermayeli sigorta şirketlerine rant
sağlanacaktır. Tasarı'yla, 2368 sayılı kanunun 2.
maddesi değiştirilerek, radyoloji çalışanlarının
günlük beş saat olan mesai sınırlan ortadan
kaldırılmaktadır. Yapılan bir anket çalışmasına göre;
röntgen cihazlarının yüzde 45 gibi büyük bir kısmı 20
yıllık ve daha eskidir. Her 100 cihazdan 6'sı 1956
model ve yüksek radyasyon yaydıklarından dolayı,
sağlık personelinin hayatı için büyük risk
oluşturuyorlar. Çalışma ortamlarının fiziki koşulları
düzeltilmeden, radyoloji cihazlarının kontrolleri
yeterli olarak yapılmadan, çalışanların düzenli sağlık
kontrollerinden geçmeleri sağlanmadan, sadece
işletmenin ihtiyaçlarına göre çalışma sürelerinin
uzatılması, çalışanlara siz kanser olun ve ölün
demektir. Son olarak kanun tasarısı ile, anestezi
teknisyenlerinin anestezi uzmanı veya bunun
bulunmadığı hallerde, ameliyatı yapan ilgili uzmanın
gözetiminde ve direktiflerine uygun olarak, anestezi
iş ve işlemlerini yapmaları öngörülmektedir. Oysa
anestezi biliminin gelmiş olduğu düzey göz önünde
bulundurulduğunda, cerrahın gözetiminde de olsa,
anestezi uzmanının denetimi olmaksızın anestezi
teknisyenlerine bu sorumluluğun verilmesinin ekip
çalışmasını zedeleyeceği, ameliyatlarda hata yapma
olasılığını yükselteceği bilinmektedir"dedi.
"SAĞLIK İÇİN DEĞİL TÜRK HALKININ PARASI İÇİN
GELECEKLER"
Yasa tasarısının AB yasaları kapsamında çıkarılmak
istenmesinin kabul edilemez olduğunu da söyleyen
Devrim Akseki, ülke olarak bir çok konudan taviz
verildiğini, sağlığın da bunlar arasına girdiğini
ifade ederek, "Türk vatandaşının sağlığı, ne olduğu
bilinmeyen insanların eline teslim edilemez. AB'ye
uyum diyerek bankaları, tarlaları, toprakları,
petrolleri sattık, şimdi de sıra sağlığa geldi. Buraya
yurt dışından gelecek doktor sağlık için değil, halkın
parası için gelecek. Başımıza çuval geçirilmesine
alıştık. Bu yasadan sonra, yüzlerce sağlık çalışanını
başına torba geçecek" diye konuştu. |