VI. TSH BULUŞMASI / 16 Ekim 2009 / İZMİR
TOPLUM SAĞLIĞI MERKEZLERİ ÇALIŞTAYI RAPORU
Çalışma Grubu Katılımcıları
(alfabetik):
D.Akgün
S.Alkoy,
S.Ayhan,
Ö.Ö.Bambal,
H.Baydur,
D.Boztok
A.S.Beliner,
N.Bilir,
M.Bostancı,
D.Boztok,
C.Çelik,
F.Çetinkaya,
M.Emek (kolaylaştırıcı)
K.Erdurak,
G.Ergör (kolaylaştırıcı) ,
R.Erkan,
N.Ersin,
E.Eser, (kolaylaştırıcı)
T.Günay,
M.İlgün,
E.Z.Karaboğa,
M.Karademir,
M.Kaya,
B.Kılıç,
F.Kıyak,
E.Kulaç,
T.Lağarlı,
Ö.Önal,
F.B.Öz,
Z.Öztek,
İ.Padır,
T.Pala,
R.Sohbet,
A.Soysal,
Y.Sönmez,
E.Şansal,
V.Şenol,
F.Tanır,
F.Yeşilkayalı,
N.Yücetin
15-17 Ekim 2009 tarihinde Manisa
Tabip Odası, İzmir Tabip Odası, Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi
Halk Sağlığı Anabilim Dalı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi
Halk Sağlığı Anabilim Dalı tarafından ortaklaşa düzenlenen 6. Temel
Sağlık Hizmetleri Kongre programı içinde yer alan “Toplum Sağlığı
Merkezleri (TSM) Çalıştayı” üç paralel salonda 40 kişini katılımıyla
gerçekleştirildi. Bu üç salonda, “TSM’lerin Görev Tanımı”, “TSM’lerin
Sorunları” ve “TSM’lerin ASM’ler ve diğer sağlık kuruluşlarıyla
eşgüdümü” konuları tartışıldı. Bu çalışma gruplarının raporları Bülent
Kılıç ve Erhan Eser tarafından derlenerek aşağıdaki birleştirilmiş rapor
oluşturulmuştur.
Grup çalışmaları, Toplum Sağlığı Merkezlerine (TSM) ait sorunların salt
TSM’ye özgü bir sorun olarak değerlendirmekten öte, Sağlıkta Dönüşüm
Programı’nın bir sonucu olarak ve bir sistem sorunu olarak
değerlendirmek gerektiği konusunda bir görüş birliği ile başlanmıştır.
Diğer taraftan bu çalıştayın konusunun “Toplum Sağlığı Merkezleri”
olmasına rağmen, bütüncül olması gereken hizmet sunumunun ayrıştırılmış
parçası olan Aile Hekimliği Merkezleri konusunun da tartışmanın ve
düşünce sistematiğinin dışında bırakılmaması gerektiği önemle
vurgulanmış ve katılımcılar tarafından benimsenmiştir. Ayrıca
terminolojiyle ilgili olarak bazı yaklaşımları önerilmiştir. Bunlar,
“Aile Hekimi” yerine aile sağlığı elemanını da içeren “Aile Sağlığı
Birimi” (ASB) teriminin kullanılması gerektiği, ASM olarak kısaltılmış
olan Aile Sağlığı Merkezlerinin, bir örgütlenme birimi olmaktan çok,
çoğu zaman birbirleri ile hiçbir işbirliği ve eşgüdümü olmayan birden
fazla ASB’nin içinde yer aldığı fiziki yapılar olduğuna değinildi. Aile
Sağlığı Merkezleri adında bir örgütlenme biriminde söz edebilmenin ancak
ASB’leri “Grup Uygulaması” biçiminde (ASB’lerin ortak donanım, personel,
ve sorumluluk ve işbirliği içinde) çalışmaları ile mümkün olabileceği
vurgulandı. ASB’lerin öncelikle çalıştıkları “ASM bölgesi” dışındaki
kişilerle sözleşme yapmamaları, en azından –ve mutlaka- ASB’lerinin
(kayıtlı insanların insanları çalışma ortamı zorunlulukları dışında)
kendi TSM bölgeleri dışından sözleşme yapamamaları gerektiği dile
getirilmiştir.
Toplum Sağlığı Merkezleri (TSM) Görev Tanımı:
Varolan Durum:
TSM görev tanımı iyi yapılmamıştır. TSM’ler aile hekimliği
uygulamasındaki sorumlusu belli olmayan işleri yapan bir örgütlenme
birimi değildir. TSM’nin yönetim birimi mi, yoksa hizmet birimi mi
olduğu konusunda belirsizlikler halen sürmektedir. Her ilde değişik
uygulamalar sürerken TSM’ler açısından da aynı ilde ilçeler arasında
bile uygulama farklılıkları bulunmaktadır. TSM hekimlerinin okul
sağlığı, çevre sağlığı gibi temel hizmetlerin yanında yeşilkart
işlemleri, reçete kontrolü, bazı kurullara katılım gibi diğer işler de
listelendiğinde yaklaşık 40 kadar başlıktan oluşan çok sayıda görevi
bulunmaktadır. Aile hekiminin yapması veya sonuçlarından mutlaka bilgi
sahibi olması gereken bireye yönelik hizmetler, evlenme izin belgesi,
ölüm raporu, silah raporu vb birçok hizmet TSM’ye verilmiştir.
Ne olmalı?:
Öncelikle TSM’ler bölge temelli idari ve sağlığı geliştirici yapılar
olarak tanımlanmalı, TSM’ler (ulusal programlar dahil)hiçbir şekilde
sağaltım hizmeti vermemelidir.
TSM lerin sorumluluk
alanı kapsamında,
·
TSM’inin voğrafi bölgeye dayalı tanımlanmış nüfusu olmalı,
·
Her ilçede en az 1 TSM yapılandırılmalı, nüfusu 100 bini
aşanlarda 100 binin katları için bir ek TSM kurulmalıdır. Nüfus hiçbir
şekilde (metropoller dahil) 50 bini aşmamalıdır.
·
Sağlık Grup Başkanlığı (SGB) ilin üst örgütlenme birimi
ile idari ilişkiyi sürdürebilmek açısından bu işleve sınırlı olmak üzere
korunmalıdır.
TSM’ler kendi
sorumluluğu altındaki bölgenin idari–mali işlerini üstlenecektir. Bu
çerçevede,
·
ASB’ler üzerinden periyodik olarak bildirilen ve bölgede
kendi ürettiği (demografik vb.) verilerin sürveyansını,
·
ASB hizmet denetimlerini,
·
Kendi bölgesindeki sağlığı geliştirme alanındaki çalışma
planı ve programlarını,
·
ASB’lerle işbirliği içinde, bulaşıcı hastalıkların
kontrolü (sürveyans, salgın yönetimi ve filyasyon) hizmetlerini yürütür.
TSM, Bölgenin;
·
üreme sağlığı hizmetlerinin planlanması
·
çevre sağlığı
·
olağandışı durumlar
·
sosyal çalışma
·
okul sağlığı hizmetlerinin planlanması ve yürütülmesi
·
Ulusal programların ve diğer Sağlığı geliştirme
programlarının yürütülmesi
konularında birincil sorumluluk ve yetkileri üstlenir.
Gruplar, TSM lerinin
·
Veremle savaş (hastane mi, VSD mi?)
·
Diğer dikey örgütlenmeler TSM içine mi alınmalı?
·
tanı teknolojisi (lab. ve görüntüleme) hizmetlerini sunup
sunmayacağı konusunda ortak görüş birliğine varamamışlardır.
Grupların TSM-ASB görev çakışmaları açısından dile getirdikleri konulara
gelince:
Evlenme belgelerinde belirli laboratuvar işlemleri gerektiği için
TSM’ler yetkili olabilir ancak aile hekiminin de kendi izlediği
bireylerin sağlık durumlarını bilmesi ve gerektiğinde genetik
danışmanlık yapabilmesi açısından sistematik olarak bilgilendirilmesi
gerekmektedir. Benzer şekilde defin ruhsatını da aile hekimi vermeli
ancak hastanın ölümü nedeniyle aile hekiminin müdahil olabileceği
durumlarda bu rapor TSM tarafından verilmelidir. Silah raporu vb.
kişinin psikososyal durumuna bağlı olan belgelerin de aile hekimi
tarafından verilmesi daha uygun olacaktır. Bu nedenle TSM hizmetlerinin
yürütülmesiyle ilgili kapsamlı bir yönerge biran önce hazırlanmalıdır.
Halihazırda çıkacağı söylenen ancak henüz daha onaylanmamış olan yönerge
taslağı üzerine şu görüşler dile getirilmiştir:
·
Yönergede, bu çalıştayda TSM’lere yüklenen hizmetlerin
birçoğu içerilmekle birlikte bu görevlerin nasıl yürütüleceğinden söz
edilmemektedir.
·
Bu metin, bir yönerge olmaktan çok bir görev tanımı ve
insangücü tanımı belgesidir. Yönrgenin gözlenen en önemli eksiği budur.
·
TSM’nin sistem içindeki yerini ve işleyişini (ASB’lerle
ilişkiler, diğer TSM’ler, 2. basamak ile ilişkiler, sağlığı geliştirme
programlarının nasıl yürütüleceği) tanımlamaktan uzak bir dokumandır.
·
Yönergede TSM hekimlerine yüklenen (her ne kadar
ASM’lerden destek alınır dense de) aşağıdaki görevlere cevap olarak:
§
Adli hizmetlerde TSM hizmet sunmaz, hizmeti düzenler
§
Acil hizmetlerde TSM hizmet sunmaz, hizmeti düzenler
görüşleri ağırlık
kazanmıştır.
Özelleşmiş TSM’ler:
Standart TSM’ler yanında bazı alanlarda özelleşmiş TSM’ler de olabilir.
Örneğin iş sağlığı hizmetlerinin yoğun verilmesi gereken sanayi
bölgelerinde TSM iş sağlığı alanında donanım ve ekibe sahip olabilir.
Ana çocuk sağlığı hizmetlerinin ön plana çıktığı bölgelerde; yaşlı
nüfusun yoğun olduğu bölgelerde değişik insangücü ekibe eklenebilir.
Ancak bu özelleşmiş TSM’ler yeni dikey örgütlenmeler yaratmamalıdır.
TSM Personelinin Niteliği/Kadrolar:
Deneyimli yöneticilerin yönetim görevlerinden ayrılmaları özellikle
TSM’ler açısından sorunlara neden olmaktadır. TSM’lerde sağlık ocağı
döneminden yetişme deneyimli hekimler bulunmaktadır ancak bir çok ilde
yeni mezun ve deneyimsiz hekimler TSM’lere verilmektedir. Özellikle
birinci basamak deneyimi olmayan yönetici pozisyonundaki hekimler
TSM’lerde, hem yönetim hem de hizmet sunumu açısından eksiklere yol
açmaktadır. Ayrıca personel açısından bazı bölgelerde kadro fazlası,
bazı bölgelerde kadro azlığı bulunmaktadır ve buna bağlı olarak sıklıkla
TSM dışı geçici görevlendirmeler gerçekleştirilmektedir. Bu
görevlendirmeler cezaevi hekimliği, adliyede gözaltı giriş-çıkış
raporları, adli rapor yazımı, izin alan aile hekimi yerine
görevlendirme, yazlık bölgede il dışından gelen bölge dışı hastalara
bakmak üzere görevlendirme, periferde personel sayısı az olan TSM’lere
görevlendirme gibi oldukça çeşitli görevlerdir. TSM’de iş matrikslerine
göre personel işgücünün belirlenmesi gerekir.
Motivasyon düşüklüğü/tükenmişlik:
TSM’de çalışan tüm personel özellikle de hekimler kendilerini boşluğu
dolduran bir “yama” gibi tanımlamaktadır. Birkaç gün sonra
görevlendirileceği yeri bilememek, gelecek ile ilgili öngörülerinin
olamaması iş doyumunu ve motivasyonlarını etkilemektedir. Kendilerini
yalnız ve mutsuz hissetmektedirler. Ayrıca TSM çalışanlarının özlük
hakları oldukça yetersiz düzeydedir. TSM’de çalışanların aylık gelirleri
maaş ve kısmen performans gelirinden oluşmaktadır. Gelirleri birinci
basamakta sağlık hizmeti veren aile hekimlerine göre kıyaslandığında
oldukça düşüktür. TSM hekimlerinin aylık gelirleri bir an önce en az
aile hekimlerinin düzeyine çıkarılmalıdır.
TSM ve ASM Bölgeleri:
TSM ve ASM nüfusları birbirini kapsamamaktadır. Sağlık düzeyi
göstergeleri hesaplanırken çoğunlukla payda sorunu yaşanmaktadır. Bir
çok gösterge ASM ve TSM’ler tarafından tam olarak hesaplanamamaktadır.
Örneğin nüfus tespiti yeterli değildir. Bulaşıcı hastalıkların,
salgınların erken tespiti zorlaşmıştır. Sağlık hizmetlerinin
planlanması ve yürütülmesinde bölgesel değil, il düzeyinde verilerin
toparlanması, her aile hekiminin bölge dışından da kendisine bağlı
bireylerin kayıtlı olmasına bağlı olarak sıkıntılar yaşanmaktadır.
Bölgeye ait gerçekçi bir planlama gerçekleştirme olasılığı çok düşüktür.
Bu nedenle aile hekimleri TSM bölgesi dışından bireylerle sözleşme
yapmamalıdır. TSM bölgesinin nüfusunun bağlı ASM’ler açısından bütünlük
oluşturması çok önemlidir. Ek olarak ASM’nüfusunun da kendi içinde bir
bütünlük oluşturması seçeneği gündeme getirilmelidir. Yukarıda da söz
edildiği gibi, ASM’de çalışan aile hekimleri bir grup/ekip olarak
çalışabilir. TSM/ASM bölgesiyle ile ilgili uyuşmazlık sorunları
bilgisayar yazılımlarıyla ortadan kaldırılamayacak kadar büyüktür.
TSM/ASM Eşgüdüm ve Denetimi:
TSM-ASM arasındaki hiyerarşi bir an önce tanımlanmalıdır. TSM’nin ASM
üzerinde bir yönetim birimi olması gerekmektedir. ASM’lerin TSM’ler
tarafından denetlenmesi sonrasında ortaya çıkan eksikliklerin
karşılığında ne yapılacağı belirlenmiş olmalıdır. TSM tarafından düzenli
toplantılarla ASM’lere geri bildirimler yapılmalıdır. ASM ile TSM’nin
performans değerlendirmesinin bütünleşmesi ve bu yolla bir ekip
algılamasının oluşturulması gerekmektedir. Ayrıca aile hekimlerinin
denetim, ekip anlayışı ve eşgüdüm konusunda algılamalarının ortaya
çıkarılması için niteliksel bir araştırma yapılması faydalı olabilir.
Bölgede kayıt altına alınmamış risk gruplarının (gebeler, bebeklerin)
varlığı gibi durumlarda denetim sonuçlarının üst düzeye
iletilmemesi/iletilmek istenmemesi gibi sorunlarla karşılaşılmaktadır.
Bunun nedeni TSM hekimlerinin yaptırım gücünün az olmasıdır. Bu durum
denetimlerin etkinliğini azaltmaktadır. Nicelik ve nitelik açısından
yeterli olmayan veriler ve veri güvenliği yanında denetimlerin standart
olarak gerçekleştirilememesi sorunları yaşanmaktadır. TSM çalışanlarının
denetim açısından yetkinliği sorunu bulunmaktadır. Denetçilerin
sürekliliği yoktur. Denetim kriterleri, denetçilerin yetkinlik, yetki,
yaptırım gibi konuları iyi belirlenmemiştir.
Üniversitelerle İşbirliği:
Bilindiği ve yasasında da belirtildiği gibi Aile Hekimliği adı altında
sözü edilen yeni örgütlenme yapısı bir “pilot” uygulamadır ve sık
aralıklarla izlenmeli, değerlendirilmeli ve bu modelin ülkemize uygun
bir örgütlenme modeli olup olmadığı ile ilgili verilere dayalı kanıtlar
üretilmelidir. Bunu Sağlık Bakanlığı gerek kendi birimlerinden üretilen
verileri kendisi değerlendirerek gerekse bilim kamuoyu ile paylaşarak
şeffaflık içinde yerine getirmekle yükümlüdür. Bu alanda güvensizlik ve
gizlilik söz konusu olmamalıdır. Rutin bildirim sisteminden elde
edilemeyen veriler ise alan araştırmaları ile elde edilmelidir. Bu
konuda doğal görev ve sorumluluk bilim kuruluşlarının ve başta
üniversitelerindir. Sağlık Bakanlığı rutin bilgi üretmemek ya da bu
bilgileri toplumun diğer ilgili kesimleri ile paylaşmamak durumunda,
üniversiteler ise gerektiğinde rutin bilgileri, saha araştırmaları ile
tamamlamadıkları durumunda toplum karşısında sorumlu duruma düşerler.
Gerek
Aile hekimliği pilot uygulama illerinin bazılarında gerekse diğer bazı
illerde üniversitelerin saha araştırmaları ve sağlık hizmet
araştırmaları yürütmeleri konusunda Sağlık Bakanlığı taşra teşkilatı
tarafından doğrudan veya dolaylı engeller çıkarıldığı gözlenmektedir.
Sağlık gibi kamuya mal olmuş alanlarda tüm tarafların katkıları ancak bu
düzeneğin (sahada etik sınırlar içinde araştırmalar yaparak)
çalıştırılabilmesi ile mümkün olabilir. Bazı illerde gözlenen, İl Sağlık
Müdürlüklerinin (Sağlık Bakanlığının), halk sağlığı araştırmacılarının
(üniversitelerdeki) TSM ve ASM hizmetleriyle ilgili olarak araştırmalar
yapmasına engel olma durumuna bir son verilmeli, sürecin geldiği aşama
bilimsel olarak değerlendirilerek buna göre yeni öneriler
geliştirilmelidir.
|